Ana SayfaKürsüÇin Üzerine Başarılı Toplantıdan Gözlemler

Çin Üzerine Başarılı Toplantıdan Gözlemler

Teori ve Politika Dergisi, 29 Ağustos Cumartesi, Ankara’da Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezinde belki de Türkiye’de bir ilk olan önemli bir toplantı düzenledi. Çin Komünist Partisi’nin ve çeşitli sosyalist kurumların temsilcilerinin buluşturulduğu toplantıda Çin sosyalist deneyiminin güncel durumuna ilişkin kurum temsilcilerinin değerlendirmeleri tartışıldı. Toplantıya ÇKP adına Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Siyasal Müsteşarı Yamin Guo, Devrim Partisi, EHP (Emekçi Hareket Partisi), Halkevleri, Kaldıraç Hareketi, Komün Dergisi, Kürdistan Komünist Partisi, Odak Dergisi, SMF (Sosyalist Meclisler Federasyonu), Sol Parti, SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi), TİP (Türkiye İşçi Partisi) ve sendikal hareket temsilcileri katıldı. Bu haliyle toplam 14 temsilci bir araya gelmiş oldu.

Düzenleyenlerin varlığının sürdürülmesine yarayan alışıldık etkinliklerden farklı olarak katılımcılar “Çin’e özgü sosyalizm”i serbestçe masaya yatırdılar. Mütevazı toplantı bir anlamda çölde yoldaşça bir vaha serinliği yarattı. Açılış konuşmasında da vurgulandığı gibi farklı katılımcılar “Paris Komününden Ekim Devrimine ve oradan Çin Devrimine uzanan ortak tarih ve ortak sosyalizm ideali” çerçevesinde bir araya gelmişti ve bu sözle, katılımcıların bu ortaklığı bir kez daha yaşadığını gözlemledim.

ÇKP temsilcisi Guo konuşmasına gittiği başka toplantılarda “yoldaş” sözünü kullanmadığını, bu toplantıya katılanlara yoldaş diye hitap edeceğini söyleyerek başladı. Çin’e özgü sosyalizm anlayışını vurgulayan Guo, Çin’in üretici güçleri ve halkın refahını geliştirmek konusundaki başarılarını özetledi. Bununla birlikte sermayeyi artırmak ile halkın refahını artırmak arasındaki çelişkinin varlığını kabul etti. ÇKP’nin dengeyi gözeterek halkın refahını artırmayı öne aldığını, yoksulluktan kurtuluş ve yolsuzlukla mücadelenin en önemli gündem başlıkları olduğunu açıkladı. Buna yönelik denetleme işlerinin kurumsal yapılanmasını özetledi. Bu yapılanmada devlet kurumları ve parti yanında halkın katılımının nasıl sağlandığını anlattı. ÇKP’nin Marksizmin geleneksel Çin kültürüyle birleştirilmesi için yaptığı çalışmalardan ve halkta karşılık bulduğundan bahsetti. Halkın Çin Devriminin tarihi mekânlarına düzenlenen Kızıl Gezilere yaygın ilgisini ve çekilen Kızıl Temalı Filmlerin izlenme oranlarının yüksekliğini gururla belirtti. 2035’e kadar ülkelerinde sosyalist modernleşmeyi inşa etmeyi hedeflediklerini aktaran Guo Çin’in uluslararası politikaya yaklaşımını da özetle anlattı. Hegemonya kurma ve genişleme isteklerinin olmadığından, Çin’in tek başına değil birlikte gelişmek istediğinden söz etti ve bu nedenle Çin’in Afrika ve Latin Amerika dahil kimi ülkelerdeki çalışmalarını vurguladı.

Sosyalist çevrelerden gelen katılımcıların, biri hariç, Çin’in emperyalist olmadığı hususunda ortaklaştığı görülüyordu. Halkevleri temsilcisi ise askeri anlamda değil sermaye ihracı tanımından hareketle zayıf bir iddia ile böyle bir yön olabileceğini söyledi. Çin’in sosyalist olup olmadığı hakkındaki değerlendirmeler ise, başarılı bir kalkınma örneği ile sınırlamaktan sosyalizm iddiasındaki bir ülkenin aykırı özelliklerine ve eleştirilmesi gereken yönleri olan sosyalist bir ülke olduğuna, sosyalist veya değil şeklinde ad koymanın erken ya da çok zor olduğundan bahisle dikkatle izlemek gerektiğine kadar geniş bir spektruma yayıldı.

Sosyalist kurumların Çin’e yönelik eleştirileri genel olarak emek sömürüsünün devam ettiği, Çin burjuvazisinin Çin’de ve gittikleri ülkelerde işçi sınıfını ve sendikal hareketleri baskı altına aldığı, Çin’deki zengin-fakir uçurumu, Çin’in proletarya enternasyonalizmini gözetmediği ve ilişkilerini karşılıklı kazanç ilkesi çerçevesinde devletlerle kurduğu halbuki bu ülkelerde ilerici muhalif güçlerin olabileceği yönündeydi. Ayrıca katılımcıların çoğu Çin’i Türkiye’de sosyalist kurumlar ile yeterince ilişki geliştirmemekle eleştirdi.

Teori ve Politika temsilcisi Metin Kayaoğlu, Çin’in emperyalist olup olmadığı meselesi dışında, toplantıda tartışılan ve sorgulanan bütün konuların anlaşılabilir olduğunu ama emperyalist demenin, nasıl geçmişte Sovyetler Birliğine emperyalist demek ağır haksızlıksa, ağır haksızlık ve yanlış olduğunu belirtti. Çin’in tam tersine uluslararası çıkarlarını siyasi ve askeri olarak neredeyse savunmadığını vurguladı.

Çin’in sosyalist olup olmadığına ilişkin değerlendirme ölçütü olarak alınan “doktrin”in tarihselliğini ve onun aslında Sovyetler Birliği deneyiminin sabitlenmesinin ürünü olduğunu belirtti. Sovyetler Birliği deneyiminin “sosyalizmin birinci dönemi”ne ilişkin bir sabit fikir haline dönüştürüldüğünü, oysa başta Lenin olmak üzere Sovyet Marksistlerinin deneye yanıla bir yön oluşturduğunu söyledi. Marksizm açısından sosyalizmin hem kapitalizmin hem de komünizmin birtakım özelliklerini taşıyan bir geçiş dönemi olduğunu, sosyalizmin kapitalizmin karşıtı değil bir anlamda kapitalizmin karşıtına giden aykırısı olduğunu belirtti. Komünist ölçütlerle “pür sosyalizm” arama anlayışının Michael Parenti’nin deyişiyle “pür idealizm” olduğunu savundu.

Kayaoğlu doğru sorunun “Çin sosyalist mi?” değil, “ÇKP Marksist mi?” olduğunu çünkü sosyalizm denen politik geçiş döneminde politik liderliğin niteliğinin önemli olduğunu vurguladı. Balık baştan kokar sözünü de andı. Kayaoğlu Mao’dan Deng Xiaoping’e, Deng’ten Xi Jinping’e ÇKP’nin Marksizminde bir kırılmanın analitik anlamda savunulamayacağını, bu bakımdan ÇKP’nin Marksist olduğunu savundu.

Toplantının ikinci turunda söz alan ÇKP temsilcisi, Çin’in sosyalistliği açısından katılımcılarının kuşkularının zengin-fakir ayrımı ve piyasa ekonomisi olarak iki noktada belirginleştiğini söyledi. Ortak refahın bir başlangıç değil bir hedef olduğunu ve zengin-fakir aralığını daraltmak, kır-şehir çelişkisini azaltmak için kurumsal çabaları özetledi. Piyasanın bir kaynak tahsis yöntemi olduğunu, değişik aşamalarda farklı mülkiyet sistemi gerektiğini ama Çin’de kamu mülkiyetinin baskın ve kritik sektörlerde hâkim olduğunu söyledi.

Yamin Guo, sosyalizme dümdüz giden bir yol olmadığını, güçlü olunmazsa sosyalizmin korunamayacağını belirtti. Bu sırada Maduro’nun kendi ülkesinde ABD tarafından derdest edilmesi örneğini vermesi etkiliydi. “Komünizme giden yolda biraz dolaşacağız ama tarafımız değişmedi” dedi. Temiz hava için pencereyi açtıklarında sivrisineklerin de kaçınılmaz olarak girdiğini ama sineklere karşı da mücadele edildiğini açıkladı. Yamin Guo, Parti içi hukukun ülke halkına yönelik hukuktan daha sıkı olduğunu ve halkın da dahil olduğu sıkı bir denetim uygulandığını anlatırken, aynı suçtan Parti üyesinin daha çok ceza aldığını vurgulaması da dikkat çekiciydi.

Üçüncü Dünya Savaşı olasılığına ilişkin Guo, Mao’nun nükleer savaş tehditlerine karşı mirasını hatırlatırcasına gülerek net bir cevap verdi: “Bize göre 3. Dünya savaşı olmayacak.”

Toplantıdaki tartışmalarda sosyalist çevrelerden katılımcıların genel olarak temsil ettikleri kurumların belirgin bir oydaşmış kurumsal fikrini yansıtamadığı ya da belirlenmiş bir kararları olmadığını gözlemledim. Bu durum sosyalist çevrelerin Çin’e özgü sosyalizmi değerlendirmek açısından daha çok bilgilenmeye, çalışmaya ve tartışmaya ihtiyacı olduğunu yansıtıyor. Çin’e özgü ve sosyalizmin ikinci dönemine özgü sosyalizm mefhumu sosyalistleri bu somut varlığı değerlendirme sorumluluğuyla yüzleştiriyor.  

Yazarın Diğer Yazıları

Aynı kategoriden yazılar